28/04/2010 saglik
Yorumlar (0)
1. Dr. Hülya ENSARİ BaÅŸhekim
2. Dr. AyÅŸegül KOÇ BaÅŸhekim Yardımcısı
3. Dr. Cenk YAMANER Başhekim Yardımcısı
4. Dr. Seda ÇELİK Uzman Hekim
5. Dr. Ali Fuat BEÅžKARDEÅž Uzman Hekim fuatbeskardes@yahoo.com
6. Dr. Bülent Kadri GÜLTEKİN Uzman Hekim
7. Dr. Okan TAYCAN Uzman Hekim
8. Dr. Aysu KIVRAK TİHAN Uzman Hekim
9. Dr. Nagihan CEVHER Uzman Hekim
10. Dr. Mutlu DAÄžDELEN Uzman Hekim
11. Dr. Semiha Deniz YILDIRIM Pratisyen Hekim
12 .Dr. Åženol KARADAYI Prasityen Hekim
12 .Dr. Barış KILIÇ Asistan Hekim
bolu, izzet, baysal, ruh, sagligi, hastaliklari, hastanesi, doktorlari
28/04/2010 saglik
Yorumlar (0)
Alkol bağımlılığı, sigaradan sonra toplumda en yaygın görülen psikoaktif madde bağımlılığıdır. Alkol tüketimi ve içme örüntüsü çok çeÅŸitlilik göstermektedir. Sosyal kullanımdan, zararlı kullanım ve bağımlılığa kadar giden bir süreç izlenir. Kullanılan alkol miktarı ve sıklığı arttıkça, bununla iliÅŸkili tıbbi ve psikolojik sorunlar da artmaktadır.
Tüketilen alkol miktarı ile iliÅŸkili olarak, kan alkol düzeyi yükselmektedir. Kan alkol düzeyi yükseldikçe ortaya çıkan tablo ağırlaÅŸmakta, giderek koma ve ölüm görülebilmektedir. Bu nedenle alkol kullanım sorunu olmayan kiÅŸilerin de alkol tüketim miktarlarının kontrollü olması önemlidir.
Alkol kullanım bozukluklarında ülser gibi çeÅŸitli mide barsak hastalıklarına; karaciÄŸerde yaÄŸlanmadan, siroza kadar önemli karaciÄŸer hasarına; gıda ile alınan birçok besinin emilimini bozarak, beslenme bozukluklarına; kalp ve damar hastalıklarına ve nörolojik hastalıklara rastlanmaktadır. Aynı zamanda depresyon, kaygı bozuklukları, psikotik bozukluklar sık görülür. İntihar oranları daha yükselmektedir.
Alkol bağımlılığında aynı zamanda aile içi sorunlar, çalışma hayatında ortaya çıkan problemler, çeÅŸitli yasal sorunlar ve toplumsal yaÅŸamın etkilenmesi görülür. Tıbbi ve sosyal birçok sorunun yaÅŸanmasına karşın, alkol kullanımının devam etmesi bağımlılığın tanınmasında önemli bir ipucudur.
Alkol kullanım sorunu olan kiÅŸiler, böyle bir sorunları olduÄŸunu kabul etmekte zorlanırlar. Aile içinde, iÅŸte, saÄŸlıkları ile iliÅŸkili ve toplumsal hayatta çeÅŸitli sorunlar yaÅŸansa dahi, bu sorunlarla alkol kullanımları arasında bir baÄŸlantı kurmazlar. Bu sorunların kaynağının alkol dışı nedenler olduÄŸunu düÅŸünürler. Alkol kullanımı ve ortaya çıkan olumsuz sonuçlar arasında bu baÄŸlantıyı kurmadıkları için tedaviye baÅŸvurmak için de bir nedenleri bulunmaz. Bu noktada aile üyeleri ve çevrelerindeki kiÅŸiler sorunun kaynağı ile bağı kurmalarında önemli bir rol üstlenebilirler.
Alkol kullanımının bir sorun olduÄŸu farkedildiÄŸi zaman yapılacak en doÄŸru iÅŸlem tedavi kurumları ile iliÅŸki kurmaktır. Alkol bağımlılık yapan bir madde olduÄŸu için, kesildiÄŸi zaman yoksunluk belirtileri ortaya çıkar. ÇoÄŸunlukla hafif yoksunluk belirtileri ortaya çıksa dahi, ÅŸiddetli yoksunluk bulguları da gözlenebilmektedir. Hatta bazı yoksunluk tabloları uygun tıbbi tedaviden yararlanılmazsa, ölümle sonuçlanabilir.
Tedavinin ilk aÅŸaması alkolün vücuttan arınması olan detoksifikasyon tedavisidir. Bu tıbbi bir tedavidir. Detoksifikasyon, yoksunluk belirtilerinin ÅŸiddetine göre, ayaktan veya yatarak yapılabilir. ÇoÄŸunlukla bir hafta - 10 gün içinde detoksifikasyon tamamlanır.
Detoksifikasyon tamamlandıktan sonra, alkol bağımlısı için tedavinin uzun süreli bölümü olan psikososyal tedavi bölümü baÅŸlar. Burada yeniden kullanımın önlenmesi, riskli durumların tespiti, alkolsüz yaÅŸamın inÅŸası için deÄŸiÅŸimin saÄŸlanması önemlidir. Ailenin tedaviye katılımı, tedavi baÅŸarısını artırmaktadır.
Bağımlılık düzelebilen bir hastalıktır. Bağımlı olan kiÅŸi, bu davranışını deÄŸiÅŸtirmeye hazır olduÄŸu zaman uygun yaklaşımlarla baÅŸarılı bir ÅŸekilde tedavi edilebilir. En önemli çaÄŸdaÅŸ tedavi yaklaşımı alkol ile iliÅŸkili kendisinin ve çevresinin gördüÄŸü zararı azaltmaktır. Bu nedenle alkol tüketimi ile iliÅŸkili sorunu olduÄŸunu düÅŸünen kiÅŸilerin bir tedavi kurumuna baÅŸvurması, zararlı kullanım ve bağımlılık gibi sorunun tanımlanması ve uygun müdahalelerin yapılmasına olanak tanıyacaktır.
Kaynakça:Dr. Defne Tamar Gürol
Türkiye Psikiyatri DerneÄŸi
Alkol Madde Kullanım Bozuklukları Bilimsel Çalışma Birimi
Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi AMATEM Klinik Åžefi
alkol, bagimliliginin, tedavisi
28/04/2010 saglik
Yorumlar (0)
Alkolle iliÅŸkili sorunlar tüm dünyada önemli bir halk saÄŸlığı sorunudur. Aşırı alkol tüketiminin saÄŸlık konusunda önemli riskler taşıdığı bilinmektedir; mental bozukluklar, yaralanmalar, özellikle karaciÄŸer sirozu ve meme kanseri birçok hastalığa yol açmaktadır.
Dünya SaÄŸlık Örgütü (DSÖ) dünyada 2 milyar kiÅŸinin alkol kullandığını, 76.3 milyon kiÅŸide alkol kullanım bozukluÄŸu olduÄŸunu öngörmektedir. Halk saÄŸlığı açısından dünyanın birçok yerinde alkol tüketimi ile iliÅŸkili küresel yük (mortalite ve morbidite baÄŸlamında) önemli boyutlardadır. Alkolden kaynaklanan yük tütünden daha fazladır, çünkü alkol sorunları yaÅŸamın daha erken dönemlerinde ortaya çıkmaktadır. Alkol tüketimi ile 60’dan fazla hastalık ve yaralanmalar arasında nedensel iliÅŸki bilinmektedir. Alkol kullanımına baÄŸlı amaçlı ya da amaçsız yaralanmaları içeren akut sonuçlar gençler arasında daha yaygındır. Birçok akut ve kronik saÄŸlık etkilerinin yanı sıra, alkol tüketimi sosyal, zihinsel ve duygusal sorunlara neden olmaktadır. Bu sorunlar iÅŸ yerinde devamsızlık, iliÅŸkilerde istismar ÅŸeklinde de görülmektedir.
Alkol, dünya saÄŸlığına güvensiz seks, kızamık ve sıtma ile aynı oranda, tütünden daha pahalıya mal olmaktadır. EriÅŸkin başına alkol tüketimi 1983’teki yükseliÅŸten sonra küresel nüfusun artışıyla birlikte zengin ülkelerde alkol tüketiminin azalması sonucu düÅŸüÅŸ göstermektedir. Ancak küresel alkol tüketimindeki düÅŸüÅŸ, saÄŸlık açısından önemli olan bölgesel farklılıkları maskelemektedir. Alkolün oluÅŸturduÄŸu zararları azaltacak teknoloji ve hizmete sahip olan zengin ülkeler tüketimlerini azaltmaktadırlar. Fakir, geliÅŸmekte olan ülkelerle, ekonomisi geçiÅŸ durumunda olan ülkelerde ise alkol kullanımı artmaktadır.
Ekonomik geliÅŸme düzeyi ve din alkol tüketiminde en etkili belirleyicilerdir. Kadınlar erkeklerden daha az içme eÄŸilimindedirler, bu farklılık geliÅŸmiÅŸ ülkelere göre diÄŸer ülkelerde daha belirgindir. Dolayısıyla erkekler alkolün direkt sonuçlarıyla karşılaşırken, kadınlar aile içi ÅŸiddet, terk edilme ve fakirlik gibi dolaylı etkilerine maruz kalmaktadırlar.
Bira ve damıtılmış içki üretimi geliÅŸmiÅŸ ülkelerdeki birkaç büyük ÅŸirketin elindedir. Bu kuruluÅŸlar alkollü içeceklere talebi artırmak için pazarlama konusunda ve alkol ticaretine girmek için varolan engelleri korumak üzere büyük harcamalar yapmaktadırlar. GeliÅŸmiÅŸ ülkelerdeki tüketimin azalması ile birlikte bu ÅŸirketler geliÅŸmekte olan ve geçiÅŸ döneminde olan ülkelerde, geleneksel olarak az alkol içen ya da hiç içmeyen kadın ve gençler arasında yeni pazarlar oluÅŸturmak için giriÅŸimlerini artırmışlardır. Bu yeni pazarların birçoÄŸunda alkol gelir yaratan bir potansiyel olarak görülmekte, ancak alkolle iliÅŸkili sorunların önemli maliyeti göz ardı edilmektedir.
Ülkemizde alkol kullanım bozuklukları nedeniyle tedaviye baÅŸvuruların artışı, tüketilen alkol miktarının artması ve alkol içmeye baÅŸlama yaşının küçülmesi nedeniyle geliÅŸmiÅŸ ülkelerdeki kadar büyük sorun olmasa da alkol kullanımının giderek artan bir sorun olduÄŸunu söyleyebiliriz. Rakı tüketimi 1971 ve 1997 yıllarında yılda 19 788 000 litreden 71 268 000 litreye artmıştır. 1987 ve 1997 yılları arasında ÅŸarap, votka ve bira tüketimi sırasıyla %2.05, %76.74, %62.84 oranında artmıştır. KiÅŸi başına düÅŸen alkol tüketimi 1961 yılında 0.75 litre iken, 1971’de 0.91, 1981’de 1.23, 1991’de 1.41, 2000 yılında 1.58 litre olmuÅŸtur.
Ülkemizde farklı demografik gruplarda ve farklı yöntemlerle genel toplumda yapılan araÅŸtırmalarda alkol kullanım sıklığı %8.4–54.5 arasında saptanmıştır. “Türkiye Ruh SaÄŸlığı Profili” araÅŸtırmasında 18–65 yaÅŸ arası 7479 kiÅŸide alkol bağımlılığı yaygınlığı %0.8 (erkeklerde %1.7; kadınlarda % 0.1) olarak saptanmıştır. 2000 yılından sonra lise ve üniversite öÄŸrencilerinde yapılan çalışmalarda yaÅŸam boyu alkol kullanım oranı % 46.1–71.2 arasında bildirilmiÅŸtir. Ülkemizde alkol kullanımının diÄŸer ülkelere göre daha düÅŸük olmasında dinin etkisi, alkol kullanımının günlük yaÅŸamın bir parçası olmaması, genellikle sosyal ortamlarda alkol içilmesi ya da sosyal baskı nedeniyle az bildirim etkili olabilir. Ülkemizde erkekler kadınlara göre daha fazla içme, daha fazla oranda ağır içici olma ve alkolle iliÅŸkili sorunlar yaÅŸama eÄŸilimindedirler. Geleneksel olarak alkol kullanımı erkekler için kabul edilebilir olmasına karşın, kadınların sosyal rollerindeki deÄŸiÅŸikliklerle birlikte genç nüfusta kadınlarda alkol kullanım yaygınlığı artmaktadır.
Akvardar ve arkadaÅŸları alkol kullanımının üniversite mezunlarında (%41.5) daha yaygın olduÄŸunu ancak riskli düzeyde alkol kullanımının alkol içmeye daha erken baÅŸlayan daha az eÄŸitimli grupta (%37.6) daha fazla olduÄŸunu bildirmiÅŸlerdir. Çalışmalar daha erken yaÅŸlarda (13–14 yaÅŸlarında) alkol kullanımının baÅŸladığını göstermektedir. Alkol içmeye baÅŸlama yaşı küçüldükçe alkole baÄŸlı sorunların geliÅŸme riski artmaktadır.
Alkolle iliÅŸki zararı önlemek ve azaltmak için etkili olduÄŸu belirlenmiÅŸ önlemler arasında fiziksel ulaşılabilirliÄŸi kısıtlayanlar (örn; yasaklar, minimum yaÅŸ yasaları, tekel ve lisans sistemleri), alkol vergileri, fiyat indirimine yönelik kısıtlamalar (örn, “happy hour”), maksimum kan alkol düzeyi gibi politikalar sayılabilir. Alkol kullanımının en önemli belirleyicilerinden biri fiyatıdır. Alkolün fiyatında %10’luk artış zengin ülkelerde uzun süreli alkol tüketimini % 7 oranında, fakir ülkelerde yaklaşık % 10 azaltmaktadır. Minimum yasal alkol içme yaşını artıran yasalar genç içiciler arasında alkol satışını ve problemleri azaltır. Alkol satan yerlerin sayısının, satış saatlerinin ve günlerinin azaltılmasıyla alkole eriÅŸimin kısıtlanması alkol kullanımı ve alkole baÄŸlı sorunların azalması ile iliÅŸkilidir. İçki ÅŸiÅŸelerinin üzerine uyarıcı etiketlerin konulması, alkol reklam ve promosyonuna kısıtlamalar getirilmesi, kısa müdahale ve diÄŸer tedavi ÅŸekillerinin saÄŸlanması diÄŸer önleyici araçlardır. İçki reklamlarını yasaklayan ülkelerde alkol tüketimi yasak koymayan ülkelere göre %16 daha azdır ve % 10 oranında daha az motorlu araç ölümleri görülür.
Alkolle iliÅŸkili sorunların önlenmesi için kapsamlı ulusal politikalara gereksinim vardır. Dünya SaÄŸlık Örgütü alkole iliÅŸkin yaklaşımların yerel kültür ve deÄŸerlerle uyumlu olmasını, her ülkenin kendi stratejilerini geliÅŸtirmesini önermektedir. Alkole baÄŸlı sorunları önlemek üzere birçok strateji vardır ve etkinlikleri gösterilmiÅŸtir. Alkole karşı dikkatin artması, alkolün zararlarına iliÅŸkin farkındalığı artıracak eÄŸitim, tedavi ve düzenlemelere iliÅŸkin kapsamlı programların oluÅŸturulması alkole baÄŸlı yetersizlik, hastalık ve ölümlerin azalmasına ve ortadan kaldırılmasına yardımcı olacaktır.
Kaynaklar
1. World Health Organization. Global Status Report: Alcohol Policy. Geneva, 2004
2. Akvardar Y. Alkolle iliÅŸkili bozuklukların epidemiyolojisi. Türkiye Klinikleri Dahili Tıp Bilimleri Dergisi-Psikiyatri Alkol ve Madde Bağımlılığı Özel Sayısı 47: 5-9, 2005.
Kaynakça:Doç. Dr. Yıldız Akvardar
Türkiye Psikiyatri DerneÄŸi
Alkol Madde Kullanım Bozuklukları Bilimsel Çalışma Birimi
Dokuzeylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı
alkol, kullanim, bozukluknin, toplumdaki, yayginligi,, risk, etken,, onleme
28/04/2010 saglik
Yorumlar (0)
Alkol-madde bağımlılığı, alkol ya da madde ile ilk tanışmayı izleyen uzunca bir sürecin sonunda biz ruh hekimlerinin karşısına bir “sorunlar yumağı” olarak çıkmaktadır. Bu sorunlar yumağını biyolojik, ruhsal ve sosyal sorunların hepsi birbirine baÄŸlı olarak oluÅŸturur. Alkol-madde bağımlılığı bir süreçtir, çünkü baÅŸlangıçta bir sorun olmayan alkol-madde kullanımı davranışı zaman içinde evrilerek bağımlılığın geliÅŸimine doÄŸru yol alır. BaÅŸlangıçta keyif alma gibi maddenin yaÅŸattığı olumlu etkiler bağımlılığın geliÅŸmesiyle birlikte yerini ağırlıklı olarak olumsuzluklara bırakır.
Alkol ve diÄŸer bağımlılık yapıcı maddelerin ortak özelliÄŸi, merkezi sinir sistemini, bu sistemin içinde ise özellikle “beynin ödüllendirme düzeneÄŸini” içeren özel bir bölgeyi uyarıyor olmalarıdır. Aslında bu haz bölgesi yemek yeme, cinsellik gibi doÄŸal hazların oluÅŸumu ile türün yaÅŸamasına hizmet eden bir bölgedir; oysa bağımlılık yaptığını bildiÄŸimiz maddelerin bu bölge üzerindeki etkileri bir biçimde yaÅŸama hizmet etmez. Bağımlılık yapabilen maddelerin (alkol de içinde olmak üzere) yineleyen kullanımı her seferinde bir öncekinden daha farklı düzeyde bir uyumu zorlayarak en sonunda organizmanın fizyolojik sayılan dengesinin yerine içinde bağımlılık maddesinin baÅŸrolü oynadığı “hastalıklı yeni bir denge”nin oluÅŸumuna yol açar.
Burada söz edilen baÅŸlı başına biyolojik bir süreçtir ve fareden insana kadar sözü edilen beyin alanı evrimsel olarak var olduÄŸu için, fare de bağımlı yapılabilir, her insan da bağımlı olabilir. Ancak klinikte madde bağımlılığı olan bir hasta ile karşılaÅŸtığımızda tüm bağımlılık sürecinin hiçbir zaman bu kadar basit iÅŸlemediÄŸini görmekteyiz. Daha önce söylendiÄŸi üzere madde bağımlılığı süreci ilerledikçe söz konusu maddenin hem doÄŸrudan etkileriyle, hem de dolaylı etkileriyle oluÅŸan sonuç, biyo-psiko-sosyal bir sonuçtur. Yani depresyon geliÅŸir, çevreyle iliÅŸkiler bozulur, kiÅŸi yalnızlaşır, yine depresyon geliÅŸir, vs.
Alkol-madde bağımlılığında, insanla ilgili olan her olguda olduÄŸu gibi, doÄŸrusal bir nedensellik iliÅŸkisi söz konusu deÄŸildir, yani bir ya da birkaç nedenden söz edilemediÄŸi gibi, neden dediÄŸimiz ÅŸeyin gerçekten neden olup olmadığı kesin olarak söylenemez. Bugüne kadar yapılan çalışmalardan elde edilen bulgular bizim “bağımlılıkta risk etmenleri”nden söz etmemizi saÄŸlamaktadır. Genetik etmenleri ilk baÅŸlık olarak alabiliriz. Ancak burada “genetik” derken deÄŸiÅŸmeyen bir yapıdan söz edilmediÄŸini, genlerin de çevresel koÅŸullara göre uyarılarak ifade bulabildiÄŸini, bazı genlerinse belki yaÅŸamımız boyunca bir uyaran olmadıktan sonra uykuda kaldığını unutmamak gerekir. Bir maddenin bağımlılığıyla ilgili sayılabilecek genler bir kiÅŸiye dedesinden miras kaldı diye farz etsek bile, o kiÅŸinin söz konusu madde ile karşılaÅŸması her zaman bağımlı olacağı anlamına gelmediÄŸi gibi, bu genlere sahip olmayan birinin de söz konusu maddeye bağımlılık geliÅŸtirme riskinin sıfır olduÄŸu söylenemez. Bugüne kadar yapılan genetik çalışmaların hiçbiri tüm sorunu açıklayabilen tek bir genetik yapıyı belirleyememiÅŸ olsa da bağımlılığın birtakım karmaşık olayları içeren genetik yönü bağımlılık için her zaman geçerlidir. Genetik burada sadece baÅŸlangıçtaki bir neden olarak ele alınmamalı, bağımlılık sürecinin her aÅŸamasındaki genetik yapıdaki birtakım uyarılmaların bağımlılık davranışının öÄŸrenilmesine ve kalıcılaÅŸmasına yol açtığı unutulmamalıdır.
Bütün bunlarla birlikte bağımlılık sürecinin baÅŸlamasını ve gidiÅŸini asıl belirleyen kiÅŸinin kendi tercihleridir. Madde ile ilk karşılaÅŸmadaki kullanım kararından baÅŸlayarak, kullanımın sürdürülmesi, maddenin yol açtığı olumsuz sonuçları göz ardı etme ya da etmeme, bağımlılık oluÅŸtuktan sonra çevreden ya da profesyonellerden yardım isteme ya da istememeyi belirleyen o kiÅŸinin tercih ve kararlarıdır. ÇoÄŸu zaman bu kararları alırken kiÅŸinin baÅŸta kendisi ve kendi deÄŸeri ile ilgili olarak bazı ÅŸeyleri gözden kaçırması onu bağımlılığa bir adım daha yaklaÅŸtırır.
Sonuç olarak söylenebilecek, “seçimleri ve kararları doÄŸrultusunda herkesin bağımlı olabileceÄŸi, ancak kimsenin iÅŸin başında bağımlı olma amacını taşımadığı” gerçeÄŸidir.
Kaynaklar
1. Skog O-J. (2000) Addict’s choice. Addiction, 95(9): 1309-1314.
2. Doğan YB. (1996) Bağımlılık sendromu: alternatif bir paradigma. Psikiyatri Psikoloji Psikofarmakoloji Dergisi, 4(ek 2): 22-26.
3. Chao JR, Ni YG, Bolaños CA, Rahman Z, DiLeone RJ, Nestler EJ. (2002) Characterization of the mouse adenylyl cyclase type VIII gene promoter: regulation by cAMP and CREB. European Journal of Neuroscience, 16(7):1284-94.
Kaynak:Doç. Dr. İnci Özgür İlhan
TPD Koruyucu Ruh SaÄŸlığı Bilimsel Çalışma Birimi
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri AD, Bağımlılık Birim
alkol, â€madde, bagimliligi, nedir
27/04/2010 saglik
Yorumlar (0)
EÄŸitim Aldığı, Çalıştığı Kurumlar
Galatasaray Lisesi
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi
Faculte de Medecine Kremlin - Bicetre Centre Hospitalier Public de I` Enfant et de I` Adolescent
Fondation Vallee, Gentilly - Paris Fransa
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi
Etibank Ergani Bakır İşletmeleri
Zonguldak SSK Hastanesi
SSK Ankara Çocuk Hastalıkları EÄŸitim Hastanesi
VKV Amerikan Hastanesi
VKV Özel Koç Lisesi, Rehberlik Servisi Danışmanı
Özel DarüÅŸÅŸafaka Lisesi, Rehberlik Servisi Danışmanı
Galatasaray Lisesi, Rehberlik Servisi Danışmanı
Koç Üniversitesi SaÄŸlık Birimi
Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Tıbbi İlgi Alanları ve Aktiviteleri
Bebek Psikiyatrisi
Okul Psikiyatrisi
Duygusal Durum Bozuklukları
Araştırmalar ve Yayınlar
19 Bilimsel Makale
Değişik dergi ve gazetelerde yayınlanmış makaleler
1996 Prof. Mualla Öztürk Çocuk Psikiyatrisi Ödülü
uzm.dr., zafer, atasoy, ruh, sagligi, hastaliklari, psikiyatri, cocuk, ergen
27/04/2010 saglik
Yorumlar (0)
EÄŸitim Aldığı, Çalıştığı Kurumlar
Siyami Ersek Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Acıbadem Bursa Hastanesi
Tıbbi İlgi Alanları ve Aktiviteleri
KVC Yoğun Bakım
Pediyatrik KVC
Araştırmalar ve Yayınlar
4 Uluslararası Yayın
8 Ulusal Yayın
30 üzerinde Ulusal ve Uluslararası Kongre bildirisi
uzm.dr., yesim, bicer, kalp, damar, cerrahisi, yogun, bakim
27/04/2010 saglik
Yorumlar (0)
EÄŸitim Aldığı, Çalıştığı Kurumlar
19 Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi
Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi
Tıbbi İlgi Alanları ve Aktiviteleri
Üriner sistem taÅŸ hastalığı
Prostat hastalıkları
Kadın ürolojisi
Endoüroloji
Böbrek transplantasyonu
İdrar yolu enfeksiyonları
Endoüroloji DerneÄŸi yönetim kurulu üyesi
Türk Üroloji DerneÄŸi üyesi
Üroonkoloji DerneÄŸi üyesi
American Associaton of Urology üyesi
European Association of Urology üyesi
International Continence Society üyesi
Araştırmalar ve Yayınlar
Ulusal ve uluslar arası 100+ yayın
4 kitap bölümü
prof.dr., yalcin, ilker, uroloji
27/04/2010 saglik
Yorumlar (0)
EÄŸitim Aldığı, Çalıştığı Kurumlar
Ankara Deneme Lisesi
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi
Karolinska Hospital, Stockholm, İsveç
Miami Children` s Hospital, Miami, Florida, ABD
Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi
Tıbbi İlgi Alanları ve Aktiviteleri
Nöroonkolojik Cerrahi
Spinal Cerrahi
Epilepsi Cerrahisi
Nörovasküler Cerrahi
Türk NöroÅŸirurji DerneÄŸi Yönetim Kurulu Üyesi
Ulusal Travma ve Acil Cerrahi DerneÄŸi Üyesi
Türk NöroÅŸirurji DerneÄŸi Nöroonkolojik Cerrahi EÄŸitim ve ÖÄŸretim Grubu Üyesi
Türk NöroÅŸiruji DerneÄŸi Spinal Cerrahi EÄŸitim ve ÖÄŸretim Grubu Üyesi
Türk NöroÅŸirurji DerneÄŸi Nörovasküler Cerrahi EÄŸitim ve ÖÄŸretim Grubu Üyesi
"Türk NöroÅŸirurji Dergisi" Bilimsel Danışma Kurulu Üyesi
"Turkish Neurosurgery" Dergisi Bilimsel Danışma Kurulu Üyesi
"MikronöroÅŸirurji Klinik ve Laboratuvar Özel EÄŸitim Programı" Sertifikası
"European Association of Neurosurgical Societies" Yazılı Sınavı Sertifikası
Araştırmalar ve Yayınlar
20 Uluslararası Makale
26 Ulusal Makale
14 Uluslararası Bildiri
43 Ulusal Bildiri
5 Ulusal Kitap Bölümü
145 Uluslararası Atıf
prof.dr., tuncer, suzer, beyin, sinir, cerrahisi
27/04/2010 saglik
Yorumlar (0)
EÄŸitim Aldığı, Çalıştığı Kurumlar
Özel Saint-Benoit Fransız Lisesi
İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi
Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Zeynep Kamil Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği
Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi
Samsun Devlet Hastanesi Acil Servis
Åžile AÇSAP ve Devlet Hastanesi
SaÄŸlık Bakanlığı Temel SaÄŸlık Hizmetleri Genel MüdürlüÄŸü
Aile Hekimliği Daire Başkanlığı
Tıbbi İlgi Alanları ve Aktiviteleri
İş Yeri Hekimliği sertifika Programı
ASM - Siemens Akademi Uygulamalı Hastane YöneticiliÄŸi Sertifikalı EÄŸitim Programı
BahçeÅŸehir Üniversitesi SaÄŸlık Kurumları YöneticiliÄŸi Sertifika Programı
uzm.dr., sule, ozturk, aile, hekimligi
27/04/2010 saglik
Yorumlar (0)
EÄŸitim Aldığı, Çalıştığı Kurumlar
İstanbul Üniversitesi CerrahpaÅŸa Tıp Fakültesi
Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Tıbbi İlgi Alanları ve Aktiviteleri
Acil Tıp
uzm.dr., sezgin, ozdemir, acil, tip

