saglik ait blog - Sağlıkkurumu

SağlıkKurumu
 

Kasım 2009



Sular ile bulaşan hastalıklar nelerdir?

Kolesterolü Doğal Yöntemle Düşürmek İçin Kekik Yaprağı Suyu Tıklayınız

27/11/2009 saglik   Yorumlar (0)

 

Su ile bağlantılı enfeksiyon hastalıkları bulaşma yolları dikkate alınarak dört ana grupta değerlendirilebilir: Sudan Kaynaklanan Hastalıklar Özellikle ılıman ve sıcak iklimlerde insan ve hayvan dışkısı ile kirlenen suda mikroorganizmalar rahatlıkla taşınır.

Aynı su şebekesinden çok kişinin yararlanması ve bakteriyi alması nedeniyle patlama tarzında salgınlar çıkar. Bu gruptaki mikroplar suda pasif olarak taşınır. Tifo, Kolera, Viral Hepatit bu gruba giren hastalıklardandır. Korunma yöntemi suyun niteliğinin iyileştirilmesi, yani temiz tutulmasıdır. Su Yokluğundan Kaynaklanan Hastalıklar Suyu çok kıt olan yörelerde kişisel hijyenin sürdürülmesi güçleşir. Bedenin, yiyecek maddelerinin, mutfak kap kacağının ve giysilerin yıkanmayışı nedeniyle hastalığın bulaşma ihtimali artar. Trahom ve bazı barsak hastalıkları, örneğin Basilli Dizanteri bu gruptadır. Kullanılan suyun niteliği ve niceliği arttıkça hastalığın önlenebilirliği artar. Suda Yaşayanlarla Bulaşan Hastalıklar Ülkemizde çok sık görülmeyen bir grubu oluşturur. Bazı parazit yumurtaları suda yaşayan omurgasızlarda, örneğin salyangozda, yerleşir ve gelişir. Olgunlaşan larvalar suya dökülür; suyun içilmesi ya da su ile ilişki sonucu enfeksiyona yol açar. Şistozomiyazis bu grubun tipik örneğidir;

Güneydoğu Anadolu'da sulu tarıma geçilmesinin bu sorunu da birlikte getireceği düşünülmektedir. Şimdiki durumda bizde daha çok Viral Hepatit ve tifonun bulaşmasında rol oynayan midye örnek olarak gösterilebilir. Korunmada suyun kirlenmesinin önlenmesi kadar, suda yaşayan aracıların ortadan kaldırılması da önemlidir. Su ile Bağlantılı Vektörlerle Bulaşan Hastalıklar Ülkemizde sivrisineklerin yol açtığı Sıtma bu gruba girer. Durgun su birikintilerinin ortadan kaldırılması ve suyun borularla taşınması ile önlenebilir.

sular, ile, bulasan, hastaliklar, nelerdir

Temel Sağlık



1 yaşına kadar çocuklara balık, yumurta vs. verilmemesi doğru mudur?

Kolesterolü Doğal Yöntemle Düşürmek İçin Kekik Yaprağı Suyu Tıklayınız

27/11/2009 saglik   Yorumlar (0)

 Balık ve yumurta besleyici değeri olukça yüksek olan besinlerdir. Bu özellikleri ile büyüme ve gelişmeleri çok hızlı olan bebeklik döneminde altıncı ayını tamamladıktan sonra verilebilir(bebeklere ilk altı ay yalnızca anne sütü verilmelidir). Ancak uygun pişirme yöntemlerinin kullanılması gerekmektedir.

verilmemelidir, yasina, kadar, cocuklara, balik,, yumurta, vs., verilmemesi, dogru, mudur

Çoçuk Sağlığı



İnsan sağlığında suyun önemi nedir?

Kolesterolü Doğal Yöntemle Düşürmek İçin Kekik Yaprağı Suyu Tıklayınız

19/11/2009 saglik   Yorumlar (0)

 

Su beslenmenin en önemli parçasıdır. Vücudunuzun her fonksiyonu sıvıyla sağlanır ve vücuttaki suyun yüzde 10`unu kaybetmek ciddi sorunlar doğurur. Yüzde 90`ı su olan kan, besinleri hücrelere taşır ve buradaki atıkları alır. Normal bir insan için günde 810 bardak su yeterlidir. Eğer idrarınız renksiz ve kokusuzsa yeterince su alıyorsunuz demektir.

insan, sagliginda, suyun, onemi, nedir

Temel Sağlık



ONKOLOJİ HEMŞİRELİĞİ DERNEĞİ (1989)

Kolesterolü Doğal Yöntemle Düşürmek İçin Kekik Yaprağı Suyu Tıklayınız

13/11/2009 saglik   Yorumlar (0)

Onkoloji Hemşireliği Derneği’nin kuruluş öyküsü; Sağlık Bakanlığı ve Hacettepe Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu’nun işbirliği ile yapılan bir “Kanser Hemşireliği” seminerinin düzenlenmesinde yüksekokul müdürlüğünce görevlendirilmem ile başladı. Seminerde aynı zamanda hekimlerin onkoloji derneği üyesi onkologlar da görevli idi. Böyle bir seminerin içeriğinde yer alacak konuların onkoloji hemşirelerine çok yararlı olacağına inanıyordum. Çünkü, öğrencilerle staja çıktığımız hastanelerde, hemşirelerin kemoterapi uygularken eldiven, gömlek vb. koruyucu önlemlerden haberdar olmadıklarını, hatta hamile hemşirelerin kemoterapi ilaçlarını hazırlayıp uyguladıklarına tanık oluyordum.

Seminer, İngiltere ve Amerika Onkoloji Hemşireliği Dernek’leri görevlileri tarafından yürütüldü. Bunlardan Prof. Dr. Marian Frericks, seminerde “Kemoterapi uygularken hemşirenin alacağı önlemleri” anlatırken ben Türkçe’ye çeviriyordum. Ara verildiğinde onkoloji derneği üyelerinden bir hekim beni kenara çekip, “lütfen anlatılan her şeyi aynen çevirmeyin, biz her hemşireye eldiven, gömlek ve maskeyi nasıl sağlarız” dedi. Kendisine “peki siz kemoterapi uygulayacak olsanız bu önlemleri  almaz mıydınız?” diye sorduğumda da bir yanıt vermeden yanımdan uzaklaşmıştı.  Ardından Dr. Frericks yanıma gelip, “herşeyi çevirmemeni istedi değil mi?” diye sordu. Hemşire olduğumdan beri “hemşireyi hemşire eğitir” ilkesine hep inandım. Bu olay da ona çok güzel bir örnekti. Ancak hekim derneğinin onkoloji hemşireliği için yaptıklarını inkâr edemem. Örneğin bir Uluslararası Kanser Savaş Birliği (UICC) yayını olan “Kanser Hemşireliğinde Temel Kavramlar” kitabinin (1987) dilimize çevirme görevi, Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu Başkanı Sayın Prof. Dr. Dinçer Fırat tarafından bizlere verilmişti. Bu kitap aşağıda isimleri belirtilen grup tarafından çevrilmiş ve Kurum tarafından basılarak ücretsiz olarak hemşirelere dağıtılmıştır.

Türkçe Çeviri Editörü: Doç.Dr.Nurgün Platin

Çevirenler:
Prof.Dr.Leman Birol
Doç.Dr.Nurgün Platin
Doç.Dr.Fethiye Erdil
Araş.Gör.Nur İnanç
Araş.Gör.Lale Algıer
Araş.Gör.Süheyla Abaan

Bu düzenlenen ilk seminerin ardından, Hacettepe Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu öğretim elemanları ve hastanesindeki hemşirelerle işbirliği yaparak bazı hastanelerin onkoloji servislerinde çalışan meslektaşlarımıza, kanserli hastalara nitelikli bakım verebilmeleri için eğitim programları yürüttük. Bu sırada yaptığımız bu eğitimlerin daha örgün biçimde yapılabilmesi için örgütlenmemiz gerektiğini fark ettik. Bir dernek kurmamız kaçınılmaz ouyordu. Bu konuyu Hacettepe Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu Müdürü Prof.Dr.Eren Kum ile paylaştığımda, kendisi her türlü desteği vereceğini belirtti. Konuyu Prof. Dr. Dinçer Fırat’a açtığımda, kendisi ayrı bir dernek kurma yerine, başkanı olduğu Türk Kanser Savaş ve Araştırma Kurumu’nun çatısı altında bir seksiyon olarak etkinliklerimizi sürdürmemizi önerdi ve çalışmalarımızda gerekli desteği sağlayacağının sözünü verdi.

Dr. Fırat’ın bu önerisi, hastane ve okuldan bir grup meslektaşımızca  değerlendirildiğinde ayrı bir dernek kurmanın daha uygun olacağı konusunda görüş birliği oluştu.

Böylece Derneğin kuruluş çalışmaları, Hacettepe Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokul’undan Prof. Dr. Eren Kum da olmak üzere bir grup öğretim elemanı ve Hacettepe Üniversitesi Hastanesinden bir grup hemşirenin bir araya gelmesi ile 1989 da kuruldu. Onkoloji Hemşireliği Derneği’nin kurucu üyeleri şöyledir:

Prof. Dr. Eren Kum
Prof. Dr. Leman Birol
Prof. Dr. Nebahat Kum
Doç. Dr.  Saadet Ülker
Doç. Dr. Fethiye Erdil
Doç. Dr. Filiz Ulusoy
Doç. Dr. Günsel Başer
Doç. Dr. Nuran Akdemir
Doç. Dr. Lale Taşkın
Doç. Dr. Gülşen Terakye
Doç. Dr. Ümit Seviğ
Yard. Doç. Dr. Süheyla Abaan

Kurulacak Onkoloji Hemşireliği Derneği’nin kuruluş amaçları geliştirildi.

Bu amaçlar özetle;

  1. Hemşirelerin, kanserin erken tanı ve koruyucu önlemleri konusunda bilgilendirilmesi,
  2. Kanserli hastanın bakımı ve özellikle kemoterapi ve radyoterapi alan hastalarda semptom kontrolü konusunda hemşirelere eğitim  vermesi,
  3. Kemoterapi uygularken alınması gerekli koruyucu önlemler konusunda hemşirelere bilgi vermesi,
  4. Onkoloji hemşireliği konusunda seminer, kongre ve kurs düzenleyerek hemşireleri yeni gelişmelerden haberdar etmek,
  5. Kanser hemşireliğinde araştırmalar yaparak bakım kalitesini arttırmak ve yapılan araştırmaları desteklemek,
  6. Kanser hemşireliği konusunda dergi, kitap vb. gibi yayın yapmak,
  7. Yurtiçi ve yurtdışı toplantılarda derneği temsil etmek,
  8. Ulusal ve uluslararası kuruluşlar ile işbirliği yapmaktır.

Kurucu üyeler tarafından derneğin kuruluş işlemlerini yürütmek üzere görevlendirildim. Derneğin kuruluş işlemleri için Ankara Emniyet Müdürlüğü Dernekler Masasına başvurumuz yapıldı. Gerekli belgeleri hazırlayıp dernekler masasına verildi. Belgeler İç İşleri Bakanlığı’nca onaylanmak üzere Bakanlığa sevk edildi. Onay verecek olan yetkili belgeleri inceledikten sonra “siz bu derneği kuramazsınız” dedi. Şaşırmıştım. Nedenini sorduğumda “sizin statikonuz değişmiş, derneğin adı Onkoloji Hemşireliği, ama kurucuların çoğu profesör, doçent, doktor” dedi ve kurucuların hemşire olması gerektiğini belirtti. Odada Kızılay Hemşire Okulunda öğretim elemanı olarak görevli iken birlikte çalıştığım ve aile dostumuz olan Prof. Dr. Türkan Saylan da bulunuyordu. Birlikte yetkiliye açıklamaya çalıştık. Kendisine, “tıp doktoru akademik çalışma yapıp profesör ve doçent olunca statikosu değişir mi?” diye sorduğumuzda aynı şey olmadığında ısrar etti. Sonunda “ben size bir kolaylık yapayım. İsimlerin başındaki akademik ünvanları (Prof., Doç., Dr., Uzm.) kaldırın, yalnız isimleri yazın, Emniyet Müdürlüğünden işlemleri yeniden yapıp getirin ben de derneğin kurulmasını onaylayayım” dedi. Zorunlu olarak işlemler baştan başlatıldı ve böylece Dernek’in kurulması tamamlanmış oldu (1989). İlk genel kurulumuzu Hacettepe Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu’nda bir dershanede gerçekleştirdik. Altı ay görev yapacak geçici yönetim kurulu oluştu ve başkanlık görevine getirildim (1989). Derneğin bu kurulma aşamasında maddi destek sağlayan Prof. Dr. Gündüz Gedikoğlu ve Sayın Semahat Arsel olmuştur.

Uluslararası Kanser Hemşireliği Derneği’nin V. Londra (1988) ve VI. Amsterdam (1990) toplantılarına katıldığımda, Uluslararası Kanser Hemşireliği Derneği’ne üye olmak için başvuruda bulunduk (iki yıl aidat ödemeden) ve üyeliğimiz kabul edildi.

Dernek kurulduktan hemen sonra eğitim etkinliklerine başladı. Başlangıçta, “Kanser Hemşireliğinde Erken Tanı ve Semptomların Kontrolü” konusunda değişik illerde seminerler düzenlendi (Ankara 1990-1992, 1993, Trabzon 1990, İzmir 1991, Kayseri 1992). Daha sonra bu eğitim etkinlikleri, seminer ve kurs şeklinde ülke çapına yayıldı ve sürdürüldü. Onkoloji Hemşireliği Bülteni düzenli olarak yayınlanmaya başlandı.

İlk kitabın ardından ikinci kitap, 1996 yılında, çevrilme ve yayın hakkı Türk Onkoloji Derneği’ne verilen Amerikan Kanser Birliği Yayını, “Hemşireler İçin Kanser El Kitabı”, çevrildi ve  basıldı. Bu kitabın çevirisi aşağıda isimleri belirtilen grup tarafından gerçekleştirildi. 

Türkçe Çeviri Editörü: Prof. Dr.Nurgün Platin

Çeviri Komite Üyeleri:
Prof.Dr.Leman Birol
Prof.Dr.Fethiye Erdil
Prof.Dr.Dz.Yük.Hem.Yb.Nur İnanç
Prof.Dr.Nuran Akdemir
Doç.Dr.Hicran Çavuşoğlu
Doç.Dr.Lale Algıer
Yard.Doç.Dr.Süheyla Abaan

Onkoloji hemşireliği konusunda bakıma katkı sağlayacak araştırmalar yapıldı.

Dokuz Eylül Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu’nun kuruluşunda görevlendirildiğim için (1993) İzmir’e taşınmam gerekti. O nedenle 1995 yılında Derneğin başkanlığından ayrıldım ve görevi Prof. Dr. Lale Taşkın’a devrettim. Daha sonra Dernek başkanlığına Prof. Dr. Gülşen Terakye, Doç. Dr. Yurdagül Erdem, Prof. Dr. Nurgün Platin ve Yard. Doç. Dr. Sultan Kav getirildi. Bu meslektaşlarım Derneğin kuruluş amaçlarını da aşarak çok başarılı çalışmalar yaptılar. Ulusal ve uluslararası seminer, toplantı düzenleyerek onkoloji hemşireliğine büyük katkı sağladılar ve bu başarılı hizmetlerini sürdürmeye devam ediyorlar.

Onkoloji Derneğinin kuruluş aşamasında bana inanan ve her türlü desteği veren kurucu üyelere, Derneğin kuruluşundan bugüne dek Derneğe hizmet eden meslektaşlarıma ve adıma ödül verilmesine karar veren yönetim kurulu üyelerine beni onurlandırdıkları için teşekkür eder, çalışmalarında başarılar  dilerim.

Prof. Dr. Leman Birol
İzmir  2007

onkoloji, hemsireligi, dernegi

Sağlık Kurumları



Suyun dezenfeksiyonu nasıl yapılır?

Kolesterolü Doğal Yöntemle Düşürmek İçin Kekik Yaprağı Suyu Tıklayınız

12/11/2009 saglik   Yorumlar (0)

 

Suyun içinde mikroorganizma bulunması durumunda suyun dezenfekte edilmesi şarttır. Dezenfeksiyon işleminin, bir çok şekilde gerçekleştirilmesi mümkündür. Bunların en önemlileri şunlardır: Fiziksel usullerle dezenfeksiyon (kaynatmak) Kimyasal maddeler yardımıyla dezenfeksiyon Diğer usullerle dezenfeksiyon ( çok düşük ve çok yüksek pH ortamı meydana getirmek gibi uygulamalar) Fiziksel usullerle dezenfeksiyon : 1. Kaynatmak: Su 15-20 dakika kaynatılırsa içersindeki bakterilerin bir kısmı ölür. Suyun kaynatılması acil durumlarda ve ancak bireysel ihtiyaçların giderilmesinde kullanılan bir usuldur.

Böyle bir su içilmeden havalandırılmalı, tekrar oksijen kazanması sağlanmalıdır. 2. Ultraviyole ışınları kullanılarak dezenfeksiyon: Suyun belirli bir süre güneş ışınlarına maruz kalması içindeki bakterilerin ölmesine neden olur. Doğadaki kirli suların temizlenmesinde güneş ışınlarının rolü büyüktür. ultraviyole ışınları canlı organizmaların ölümüne sebep olur. Kimyasal madde yardımıyla dezenfeksiyon: Hastalık yapıcı mikroorganizmaları ve sporları yok eden ürünlere dezenfektan denir.

Yaygın dezenfektanlar kimyasal maddelerdir. Katı, sıvı ve gaz halinde kullanılırlar. Dezenfektanlar genel olarak kuvvetli zehirlerdir.Bu nedenle ancak belirli koşullarda kullanılırlar. 1. Klor ve klorlama ile dezenfeksiyon: Klor, eskiden beri en yaygın kullanılan dezenfektandır. Yaygın kullanımında, klorlamanın ucuz bir dezenfeksiyon sistemi olmasının yanı sıra, kalıcı etkiye sahip olması da önemli bir etkendir.

Klor, suya karıştırıldığı anda, suyun içindeki bazı organik maddeler ve ağır metallerle reaksiyona geçer. Tüm reaksiyonlar meydana geldikten sonra, 0.5 mg/lt serbest bakiye klorun suda bırakılması, nihai kullanım noktasına kadar mikroorganizmal faaliyeti önleyecektir. Klorun, suyun içindeki bir takım organik maddelerle birleşerek, insan sağlığına zararlı kanserojen kimyasal bileşiklerin (trihalometan, kloroform vb.) oluşumuna sebebiyet verdiği bilinmektedir.

Klor kullanımı kontrolsüz yapıldığı takdirde bu tip kimyasalların oluşumu mümkündür. Bu sebepten dolayı, suyun dezenfeksiyonu amacıyla değişik kimyasalların kullanımı da her geçen gün artmaktadır. Ancak günümüzde klor halen, en sık kullanılan dezenfektandır. 2. Ozon ve ozonlama ile dezenfeksiyon: Diğer bütün dezenfektanlardan daha kuvvetli bir dezenfeksiyon gücüne sahiptir. Ozonlama işlemi içme sularındaki bütün bakterilerin ve virüslerin tat ve koku ve rengin giderilmesi, sülfitsiyanit ve yosunların oksidasyonu, trihalometanların giderilmesi, fenoller, deterjanlar ve pestisit gibi organik maddelerin oksidasyonu ile demir ve manganın giderilmesinde filtrasyonla birlikte kullanılır. Ozonun bakterisit etkisi, suyun kirlilik derecesi, suda çözünmüş madde miktarı, pH, suyun sıcaklığı, temas süresi gibi bazı etkileşimlere bağlıdır. Yaklaşık 4-10 dakikalık bir ozonlama ile çabuk bir dezenfeksiyon sağlanabilir. Filtre edilmiş sularda ozon daha uzun süre kalmaktadır. Diğer Usullerle Dezenfeksiyon Ortamın pH sını (asitlikbazlık derecesini) değiştirmek suretiyle dezenfeksiyon, Metal iyonları ile dezenfeksiyon, mikro ve ultra filtrasyonla dezenfeksiyon olarak tanımlanabilir.

suyun, dezenfeksiyonu, nasil, yapilir

Temel Sağlık

 

Suların dezenfeksiyonu nedir?

Kolesterolü Doğal Yöntemle Düşürmek İçin Kekik Yaprağı Suyu Tıklayınız

11/11/2009 saglik   Yorumlar (0)

 

Bir suyun içerdiği patojenik mikroorganizmaların elimine edilerek güvenli içilecek duruma getirilmesine suların dezenfeksiyonu denir. Kısaca suların hastalık yapıcı ve kirlilik yapan mikroorganizmalardan arındırılmasıdır.

sularin, dezenfeksiyonu, nedir

Temel Sağlık