31/03/2010 hasta
Yorumlar (0)
Kalıtsal renk körlüğünün tedavisi yoktur. Görme sinirinin zayıflamasına bağlı olan ve görme bozukluğu ile birlikte seyreden renk körlüğü ise bir ölçüde düzeltilebilir ya da en azından ilerlemesi engellenebilir. Renk körlüğü doğuştan olduğunda zararsızdır, hatta birçok kişi uzun süre renk körü olduğunun farkına bile varmaz; ancak bir göz muayenesiyle durum ortaya çıkabilir. Renkleri ayırt etme gücündeki değişiklik, göz bozukluğundan da ileri gelebilir. Bu durumda en iyisi, bir göz hastalıkları uzmanına gidip tedavi görmektir.
31/03/2010 hasta
Yorumlar (0)
Renk körlüğü nasıl tespit edilir?
Oldukça güçlük çeken çocuklar renk körlüğünü de içeren göz problemleri açısından kontrol edilmelidirler. Ailesinde renk körlüğü bulunan kişiler, yaptığı işte renk ayrımı zorunluluğu olanlar veya renkleri ayırmada problemi olanlar bu açıdan tetkik edilmelidir.
31/03/2010 hasta
Yorumlar (0)
Renk körlüğünün yaygın türü olan kalıtsal renk körlüğünde yeşil, sarı, turuncu ve kırmızı, aynı biçimde algılanır ve ayrı renkler ancak yoğunluklarıyla ayırt edilebilir. Bu bozukluk doğuştan geldiğinden renk körleri zamanla belirli tonları ayıracak hale gelebilirler. Renk körlüğünün ender görülen ve ciddi olan türünde ise görüş bozukluğu ilerleyicidir ve hasta her şeyi siyah - beyaz görür. Renk körlüğü günlük yaşamda önemli bir sorun oluşturmaz, ama hasta, renklerle ilgili belirli işlerde çalışamaz. Kırmızı - yeşil renkler bütün dünyanın kara ve deniz işaretlerinde yaygın olarak kullanıldığından, renk körleri sürücülük ve denizcilik yapamazlar. Bu renklerde önemli uyarılar yapıldığından, görülmemeleri yaşamsal tehlike oluşturabilir.
31/03/2010 hasta
Yorumlar (0)
Erkeklerin yüzde 8 inde kadınların yüzde 1’inden azında renk körlüğü vardır. Renk körlüğünün çoğu doğumda mevcuttur. Fakat bazı renk körlüğü bulunan kişilerde hastalık kalıtsal değildir. Doğum esnasında lens saydam iken yaşlandıkça koyulaşır. Kullanılan ilaçlar ve göz sinirindeki rahatsızlıklar renk körlüğüne neden olabilir.
renk, korlugu, kimlerde, gorulur
31/03/2010 hasta
Yorumlar (0)
Renk körlüğü değişik renkleri ve gölgeleri algılamaktaki bozukluğu tanımlamak için kullanılır. Kadınlardan fazla erkeklerde görülen, oldukça yaygın bir durumdur. Kadınlarda yüzde 0,6–0,8 oranında rastlanılmasına rağmen bu oran erkeklerde yaklaşık yüzde 10 dur. Bu hastalığın nedeni; gözün retina tabakasındaki bazı pigmentlerin eksikliği veya hiç olmamasıdır.
Renk körlüğü aynı rengin tonlarını ayırmakta olan güçlük şeklinde hafif olabileceği gibi hiç bir rengi ayıramayacak kadar şiddetli olabilir. En çok görülen tipi, kırmızı ile yeşilin ayırt edilememesidir. Nadir görülen bazı vakalarda ise bütün renklerin ayırt edilememesi ve dünyanın siyah - beyaz görülmesi söz konusudur. Her 20 erkekten ve her 200 kadından birinde vardır. Çoğu renk körü olduğunu kendiliğinden fark etmez.
31/03/2010 hasta
Yorumlar (0)
31/03/2010 hasta
Yorumlar (0)
İlaç tedavisi ve cerrahi tedavi olmak üzere iki yöntem vardır.
Reflü tedavisinde altta organik bir neden yoksa hastaya asit oluşumunu engelleyici ilaçlar ve mevcut asidi nötralize edici ilaçlar verilir.
Cerrahi tedavide ameliyatla mide ile yemek borusu arasındaki büzgeç kas kuvvetlendirilir Genelde mide fıtığı varsa bazende ilaç tedavisinden sonuç alınamadığında başvurulur. Uzun süre ilaç kullanmak istemeyen hastalarda ise eğer cerrahi tedavi uygunsa ve hasta da istiyorsa uygulanabilir. Hasta cerrahi tedavinin yan etkileri ve komplikasyonlar hakkında mutlaka bilgilendirilmelidir.
Reflü hastalığı, kronik bir hastalıktır zaman zaman şikayetler artabilir, azalabilir, kaybolabilir ve tekrarlayabilir. Bu nedenle reflüyü önlemek için hastanın uyması gereken kurallar vardır.
31/03/2010 hasta
Yorumlar (0)
Reflü tedavi edilmezse:
reflunun, yol, actigi, hastaliklar
31/03/2010 hasta
Yorumlar (0)
Reflü’nün (GÖR hastalının) belirtileri nelerdir?
GÖR’ün en önemli belirtisi göğüste yukarıya doğru yayılan yanmadır. Yanma midede, boğazda veya boyunda hissedilebilir. Özellikle alkol, turşu, çikolata, ekşi, acı ve baharatlı yiyecekler yanmayı şiddetlendiren besinlerin başında gelmektedir.
Diğer önemli belirti ise bulantı olmaksızın, mide sıvısının istem dışı ağza gelmesidir. Bu özelliği ile kusmadan ayırt edilir.
Haftada bir veya daha sık, göğüste boğaza doğru yükselen bir yanma, ağza acı-ekşi su gelmesi hastalığın tanısı için yeterlidir.
Saydığımız bu iki önemli belirtinin dışında, reflü’nün başka organları tahrişinden dolayı ortaya çıkan belirtiler de GÖR hastalığının tanınmasında önemlidir.
- Geçmeyen gıcık öksürüğü
- Ses kısıklığı
- Ses tellerinde polip veya nodül
- Tedavi edilemeyen larenjit ve farenjit gibi boğaz enfeksiyonları
- Boğazda dolgunluk hissi
- Sık sık boğaz temizleme ihtiyacı
- Tedaviye iyi yanıt vermeyen astım
- Tekrarlayan zatürre
- Uykuda kısa süreli soluk durmalarında altta yatan hastalık olarak Reflü’den şüphe edilmelidir.
Sürekli boğaz temizleme ihtiyacı, ses kısılması, sık sık farenjit veya larenjit sorunu olan
kişilerin çoğunda esas neden reflüdür. Yine müzmin öksürüğü olanların yarısında reflü hastalığı olduğu ortaya konmuştur. Hatta yıllarca öksürüp bir tanı konmadan doktor doktor gezen hastalar vardır. Astım ile reflü birlikte ise biri diğerini kötüleştirir. Reflüden şüphelenilen hastaların bazısında ise kalp ağrısından ayrılması imkansız göğüs ağrısı meydana gelir. Böyle durumlarda öncelikle kalp tetkiki yapıldıktan sonra reflüden şüphelenmek en doğru yoldur.
Yutma güçlüğü, ağrılı yutma, mide kanaması veya kilo kaybı reflünün bulguları olabildiği gibi tamamen farklı bir hastalığa da işaret edebilen durumlardır.
Çocuklarda reflü hastalığı, basit kusmalar şeklindedir ancak özellikle süt çocuğu döneminde “ani çocuk ölümü” sendromu sorumlusu olabilmektedir. Çocukluk döneminde duruş bozukluğu, büyüme gelişme geriliği, kansızlık, zatürre atakları, solunum yolu hastalıkları, yeni doğanda boğulma atakları da GÖR’ün başvuru nedenleri arasındadır. Çocukluk çağı astımının üçte birinin altında reflü yatmaktadır.
31/03/2010 hasta
Yorumlar (0)
Reflü kelime anlamı olarak geriye kaçış demektir. Gastroözofageal reflü (GÖR); asitli mide içeriğinin mideden (Gastro) yemek borusuna (Özofagus) geri kaçışıdır. Yemek borusunun alt ucunun mide ile birleştiği yerde alt özofagus büzgeçi denilen, kastan oluşmuş kapak işlevli bir yapı bulunur. Bu büzgeç yemek mideye inerken gevşer sonrasında mideden tekrar yukarıya çıkmaması için büzüşür. Yani bu büzgeç normalde sadece yutma işlevi sırasında açılır. Reflü’de ise büzgeç kapalı olması gerektiği zaman gevşer ve mide içeriği yemek borusuna geri kaçar.
Mide kendi salgıladığı güçlü aside karşı dayanıklıdır. Halbuki yemek borusunun yüzeyinin bu güçlü asitten korunacak bir özelliği yoktur. Yemek borusu uzun süre mide asidine maruz kalırsa yüzeyi hasarlanır; buna Ösofajit denir. Ösofajit uzun vadede yemek borusu kanserine yol açabilir.
Yemek borusu kaslarının kalınlaşması sonucu; yemek borusu büzgecinde basınç düşüklüğü, geçici gevşemeler, ya da mide içindeki basıncın artması veya mide hacminin artması gibi durumlar sonucunda reflü oluşur.

